Abstract
2 min readGiriş ve Amaç:
Sağlık sektörü, barındırdığı biyolojik, kimyasal, ergonomik ve psikososyal risk faktörleri nedeniyle iş sağlığı ve
güvenliği (İSG) literatüründe “Çok Tehlikeli” sınıfa yaklaşan karmaşık bir yapıya sahiptir. Dünya Sağlık Örgütü
(WHO) verilerine göre sağlık çalışanları, genel popülasyona kıyasla 3 kat daha fazla kas-iskelet sistemi rahatsızlığına
maruz kalmaktadır. Türkiye’de ise artan iş yükü ve “bakım paradoksu” (health paradox), çalışan güvenliğini tehdit
eden kritik bir sorun haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, 2004-2024 yılları arasında Türkiye sağlık ve sosyal
hizmetler sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarını analiz etmek ve küresel karşılaştırmasını
yapmaktır.
Materyal ve Metot:
Çalışma, retrospektif zaman serisi analizi tasarımında kurgulanmış olup; SGK İstatistik Yıllıkları, ILOSTAT ve
EUROSTAT veritabanlarından elde edilen 20 yıllık zaman serisi verilerini kapsamaktadır. Verilerin analizinde iki
temel istatistiksel model kullanılmıştır:
• Kesintili Zaman Serisi (ITS): 6331 sayılı İSG Kanunu’nun (2013) ve COVID-19 pandemisinin (2020) etkilerini
ölçmek için Poisson Regresyon modeli kurulmuştur.
• Monte Carlo Simülasyonu: Meslek hastalıklarındaki eksik bildirimi (underreporting) tahmin etmek amacıyla
10.000 iterasyonlu bir stokastik simülasyon gerçekleştirilmiştir.
Bulgular:
Analiz sonuçları, 2013 yılındaki yasal düzenlemenin kaza bildirimlerinde istatistiksel olarak anlamlı (p < 0,001) bir
yapısal kırılma yarattığını; pandemi döneminde (2020-2024) ise kaza sayılarında %22,1’lik üstel bir artış (şok)
gözlendiğini göstermektedir. Meslek hastalıklarında %97,44 oranında bir eksik bildirim tahmin edilmiştir. Bu bulgu
literatürde belirtilen “veri körlüğü” sorunu ile uyumludur. Biyolojik ve ergonomik riskler baskın olmasına rağmen,
illiyet bağı sorunu nedeniyle kayıtlar düşüktür. Risk matriksi analizinde Türkiye, OECD ortalamasına kıyasla hem
kaza sıklığında hem de ölümcül kaza oranında negatif ayrışmıştır. İşyeri şiddeti ise sağlık çalışanlarına yönelik AB
ortalamasının 4 katına ulaşmış ve regresyon analizine göre kaza sıklığını açıklayan ikinci en güçlü faktör (R² = 0,65)
olarak belirlenmiş olup, şiddetin iş sonuçlarına etkisi literatürle paralellik göstermektedir.
Sonuç ve Öneriler:
Bu çalışma, Türkiye sağlık sektörünün İSG açısından “risk yönetimi” aşamasına geçemediğini ve veri entegrasyonu
eksikliği yaşadığını ortaya koymaktadır. Sektörde İSG standartlarının yükseltilmesi için; biyolojik ve ergonomik
hastalıklarda illiyet bağı aranmaksızın “Meslek Hastalığı Karinesi” uygulanmalı, şiddet olayları iş kazası kapsamında
raporlanmalı ve personel başına düşen hasta sayısı OECD standartlarına çekilerek iş yükü azaltılmalıdır.
Discussion(0)
No comments yet. Be the first to comment.