7 publications from this institution
The sustainability and efficiency of modern infrastructure are directly related to effective highway design. The increasing demands of industrialization, tourism, and trade have highlighted the need for fast and safe transportation. Trumpet-type interchanges provide a significant solution for these transportation needs. This study examines how the intermediate points of curves used in the connecting roads of trumpet-type interchanges can be staked out using the polar method. The research provides a detailed explanation of how to determine intermediate points of curve elements both at project and land level, supported by simulated data. The results offer a practical approach to enhancing accuracy and efficiency in engineering projects.
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), coğrafi verileri toplamak, depolamak, analiz etmek ve görüntülemek için mekânsal olarak dağıtılmış özelliklerin veri tabanı niteliğindeki özel bir bilgi sistemi türüdür. CBS, fiziksel, sosyal ve ekonomik verileri birbirine bağlama yeteneği nedeniyle su kaynakları yönetimi ve havza yönetimi için güçlü bir araç olarak kabul edilmektedir. Su endüstrisi dünya çapında oldukça hızlı büyüyen endüstrilerdendir ve kontrolü ancak bir bilgi sisteminin kullanımı ile mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı CBS’nin kısa tarihi hakkında bilgiler vermek ve su mühendisliğinde CBS’nin nasıl kullanıldığını çeşitli örneklerle göstermektir.
Çalışmanın amacı, Burdur Gölü'nün su yüzey alanı üzerindeki mekânsal değişimleri analiz etmek ve Burdur Gölü Havzası'ndaki uzun yıllık iklim kayıtlarındaki eğilimleri inceleyerek göl yüzey alanının gelecekteki durumu hakkında tahminler yapmaktır. Bu doğrultuda, çalışma alanı için Landsat 4-5 ve Landsat 8 uydu görüntüleri kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Bu görüntülerin sınıflandırılması, Modifiye Normalleştirilmiş Fark Su İndeksi (mNDWI), Normalleştirilmiş Fark Su İndeksi (NDWI) ve Su İndeksi 2015 (WI2015) su indisleri kullanılarak yapılmıştır ve 1985-2021 yılları arasında her yıl için göl yüzey alanı verileri toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Burdur Gölü'nün su alanı 1985 yılı ile 2021 yılı arasında büyük oranda (81.7-92.3 km²) azalmıştır. Yapılan doğrusal regresyon analizlerine dayanarak, gölün 2070-2080 arasında kuruyacağı tahmin edilmektedir. WI2015 yöntemi, OMH (7.0554) ve GOMH (4.1711) gibi düşük hata değerleri ile 0.9923'lük yüksek korelasyon katsayısı ile en başarılı yöntem olarak değerlendirilebilir.
The behavior of the carbon cycle within the Land-Ocean Aquatic Continuum (LOAC) is shaped not only by aquatic processes but also by chemical interactions occurring at the atmosphere–water interface. In particular, the transport of acid rain precursors such as SO2 and NOx to surface waters via deposition can alter the water’s pH balance, thereby affecting Dissolved Inorganic Carbon (DIC) fractions and CO2 emission potential. In this study, air quality measurements from three monitoring stations (Bosna, Karatay, and Meram) in Konya province of Türkiye, along with precipitation and temperature data from a representative meteorological station for the period 2021–2023, were analyzed using the Mann–Kendall Trend Test. Additionally, seasonal pH values of groundwater were examined, and their trends were compared with those of the other variables. The findings reveal striking differences on a station basis. At the Bosna station, while NO (Z = 10.80), NO2 (Z = 9.47), and NOx (Z = 10.04) showed strong increasing trends, O3 decreased significantly (Z = −15.14). At the Karatay station, significant increasing trends were detected for CO (Z = 10.01), PM10 (Z = 8.59), SO2 (Z = 5.55), and NOx (Z = 2.44), whereas O3 exhibited a negative trend (Z = −6.54). At the Meram station, a significant decrease was observed in CO (Z = −11.63), while NO2 showed an increasing trend (Z = 3.03). Analysis of meteorological series indicated no significant trend in precipitation (Z = −0.04), but a distinct increase in temperature (Z = 2.90, p < 0.01). These findings suggest that the increasing NOx load in the Konya atmosphere accelerates O3 consumption and, combined with rising temperatures, creates a potential for change in the carbon chemistry of aquatic systems. The results demonstrate that atmospheric pollutant trends constitute an indirect but significant pressure factor on the aquatic carbon cycle in semi-arid regions and highlight the necessity of integrating atmospheric processes into carbon budget analyses within the scope of LOAC.
Hava insan yaşamı için önemli bir unsurdur. Hava kirliliği yerel ve bölgesel olduğu kadar küresel ölçekte de ciddi bir yayılım göstermektedir. Bu çalışmanın amacı Samsun ili geneline dağılmış 4 adet hava kalite izleme istasyonundan elde edilen kirletici parametreleri inceleyip mekansal kirlilik dağılım haritalarını oluşturmaktır. Ayrıca 2016-2018 yılları arasında kaydedilen 5 adet hava kalitesi verisi (PM10 (μg/m³), PM10 debi NO (μg/m³), NO2 (μg/m³), NOx (μg/m³)) değerlerini kullanıp trend analizlerini yapmak ve CBS tabanlı konumsal dağılımını haritalandırmaktır. Çalışmada hava parametrelerinin Samsun’da konumsal olarak nasıl dağıldığını görsel olarak ifade etmek içinde IDW yöntemi kullanılmıştır. Parametrelerin zaman içinde istatistiksel olarak artması, azalması veya herhangi bir eğilim göstermediğini belirlemek için trend analiz yöntemlerinden Mann-Kendall yöntemi kullanılmıştır.
Uzun dönem yağış tahmini, tarım, su yönetimi ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi stratejik alanlarda önemli bir rol oynamaktadır. Bu tahminler, kuraklık ve taşkınlara karşı hazırlık yapmayı, su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesini ve ekosistemlerin korunmasını sağlamaktadır. Bu çalışmada, Samsun ili uzun dönem toplam yağış verileri (mm) çevre illere ait 81 istasyonun yağış verileri kullanılarak literatürde sıklıkla kullanılan Ters Uzaklık Ağırlıklı Ortalama (IDW) ve Kriging yöntemleri kullanılarak tahmin edilmiştir. Veriler, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden (MGM) temin edilmiş olup 1927-2022 yıllarını kapsamaktadır. Yöntemlerin performans karşılaştırması, Karekök Ortalama Karesel Hata (KOKH), Ortalama Mutlak Hata (OMH), determinasyon katsayısı (R²) ve Nash-Sutcliffe Etkinlik Katsayısı (NSE) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, farklı interpolasyon yöntemlerinin performansı karşılaştırılmış ve Kriging (Universal-Linear) yöntemi, düşük hata değerleri (OMH: 6.988, KOKH: 8.200 ve NSE: 0.734) ve yüksek determinasyon değeri (R²: 0.933) ile en başarılı yöntem olarak belirlenmiştir. Bu sonuç, söz konusu yöntemin yağış tahmininde etkin bir araç olduğunu göstermektedir. Ordinary Kriging - Circular ve Spherical yöntemleri de düşük hata ve yüksek R² değerleriyle kabul edilebilir sonuçlar vermiştir. Buna karşın Quadratic ve IDW (p=3) yöntemleri, en yüksek hata ve en düşük R² değerlerine sahip olup en kötü performansı göstermiştir. Genel bir değerlendirme ile, Universal Kriging-Linear yöntemi, gözlenen değerlere en yakın tahminleri sunarak diğer yöntemlere göre üstünlük sağlamıştır. Çalışma, yağış tahmininde Kriging yönteminin gücünü vurgulamakta ve bu yöntemin özellikle taşkın risk analizi, tarımsal planlama ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi gibi alanlarda etkili bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Bu çalışma, Samsun Atakum İlçesi Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Karayolları kavşağı-Toplu konut bulvarı kavşağı arasındaki dokuz kavşağın yoğunluk durumlarını değerlendirmek ve kavşaklardaki trafik akışının detaylı bir şekilde analiz edilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, kavşaklar üzerinden 07.00-19.00 saatleri arasında geçen toplam araç sayımları referans alınarak analizler yapılmıştır. Bazı kavşaklarda kamera kullanılarak sayımlar yapılırken bazı kavşaklarda ise saha çalışmalarıyla sayımlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan sayımlar sonucunda oluşturulan veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılımlarından biri olan ArcGIS ortamında Çizgi Yoğunluk Analizi kullanılarak haritalandırılmıştır. Elde edilen haritalar, kavşakların araç sayılarına göre yoğunluk durumlarının görselleştirilmesine olanak sağlamıştır. Sonuçlar incelendiğinde, Karayolları kavşağının en fazla yoğunluğa sahip olduğu, Toplu Konut Bulvarı kavşağının ise en az yoğunluğa sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkılarak çalışma alanında trafik akışının ve trafik sıkışıklığının düzenlenmesi için uygulanabilir çözüm önerileri sunulmuştur.