128 publications from this institution
In this study electronic and Spectroscopic property of some Schiff bases 2-amino-6-(N-isopropyl) amidino-2-methylbenzothiazole hydrochloride (C 12 H 18 ClN 3 OS) molecule has been investigated by using Gauss-View and Gaussian 03W, Revision 2004 E01, Gaussian, Inc., Wallingford Ct. package program.
In this paper, we propose EPIC, an efficient and privacy-preserving data collection scheme with EtoE data integrity verification for advanced metering infrastructure networks. Using efficient cryptographic operations, each meter should send a masked reading to the utility such that all the masks are canceled after aggregating all meters' masked readings, and thus the utility can only obtain an aggregated reading to preserve consumers' privacy. The utility can verify the aggregated reading integrity without accessing the individual readings to preserve privacy. It can also identify the attackers and compute electricity bills efficiently by using the fine-grained readings without violating privacy. Furthermore, EPIC can resist collusion attacks in which the utility colludes with a relay node to extract the meters' readings. A formal proof and probabilistic analysis are used to evaluate the security of EPIC, and ns-3 is used to implement EPIC and evaluate the network performance. In addition, we compare EPIC to existing data collection schemes in terms of overhead and security/privacy features.
Titanyum ve alaşımları düşük yoğunluk yüksek dayanım oranı, mükemmel biyouyumluluk ve iyi korozif özelliklerinden dolayı endüstriyel birçok alanda kullanılmaktadır. Fakat titanyum ve alaşımları zayıf yüzey özelliklerine sahiptir. Titanyum ve alaşımlarına aşınma direnci ve malzemenin kullanım süresini artırmak amacıyla çeşitli yüzey işlemleri uygulanır. Bu çalışmada, Ti45Nb alaşımının yüzeyinde farklı anodizasyon şartları altında oksit film tabakası oluşturulmuştur. Titanyumun yüzeyinde oluşan oksit film kalınlığının ve sertliğinin kuru aşınma şartları altında etkisi araştırılmıştır. Numunelerin oksit film katmanının faz yapısı XRD, yapısal özellikleri ve kesit görüntüsü SEM ile incelenmiştir. Ayrıca numunelerin yüzey sertliği ise mikro sertlik cihazıyla ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar, Ti45Nb yüzeyinde anodizasyon potansiyelinin artmasıyla oksit film kalınlığının ve sertliğinin arttığı belirlenmiştir. Buna bağlı olarak anodize edilmiş Ti45Nb alaşımının aşınma dayanımının arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca anodizasyon potansiyelinin artmasıyla malzemenin yüzey pürüzlülüğü ve porozitesi artmıştır.
Ensuring network interoperability when IEEE 802.11s-based NAN and LTE-based WAN is deployed for Smart Grid (SG) Advanced Metering Infrastructure (AMI) poses significant challenges. Besides the QoS mismatch between networks, LTE tunneling mechanism becomes an issue when forwarding downlink traffic to IEEE 802.11s network since the gateway of these networks is supposed to be the end device in LTE setup. Yet, inherent security/privacy overhead in SG traffic makes it even more challenging. To address these issues, a novel UE access list is proposed for LTE network to enable the downlink traffic identification to IEEE 802.11s network and accordingly selects the corresponding gateway. For the QoS mismatch, Dual-Queues (DQs) for each Access Category of the underlying MAC protocol, namely Enhanced Distributed Channel Access (EDCA) in IEEE 802.11s network is proposed. By using ns-3 network simulator, extensive performance evaluations under heavy security overhead are conducted to assess the performance of the proposed mechanisms.
In this paper, we propose an efficient scheme that utilizes symmetric-key-cryptography and hashing operations to collect consumption data. The idea is based on sending masked power consumption readings from the meters and removing these masks by adding all the meters' messages, so that the utility can learn the aggregated reading but cannot learn the individual readings. We also introduce a key management procedure that uses asymmetric key operations, but unlike the power consumption collection that is done very frequently, the key management procedure is run every long time for key renewals. Our evaluations indicate that the cryptographic operations needed in our scheme are much more efficient than the operations needed in the existing schemes. In addition, we have shown that the proposed scheme can preserve the consumers' privacy and provide high protection level against collusion attacks. Finally, ns-3 simulation results demonstrate that the network performance of the proposed scheme outperforms the performance of the existing schemes due to reducing the packet size and computational overhead.
Bu çalışmada, Gümüşhane il merkezinde yüzeylenen andezit ve monzogranit bileşimindeki magmatik kökenli kayaların jeomekanik özellikleri belirlenmiş ve aralarındaki görgül ilişkiler araştırılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda, andezit ve monzogranitlerin özgül ağırlık, birim hacim ağırlık, ağırlıkça su emme, hacimce su emme ve gözeneklilik değerleri belirlenmiştir. Her iki kaya türü için kuru ve doygun koşullarda P ve S dalga hızı ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Bu değerlere bağlı olarak dinamik elastik parametreler saptanmıştır. Mekanik özelliklerden tek eksenli basınç dayanımı, nokta yükü dayanım indeksi ve dolaylı çekilme dayanımı ile statik elastik parametrelerden elastisite modülü ve poisson oranı değerleri belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucunda, en yüksek korelasyon katsayısı andezitlerde r: 0.90 ve monzogranitlerde r: 0.94 değeri ile P ve S dalga hızı ölçümlerine ait verilerden elde edilmiştir. En düşük korelasyon katsayısı değeri ise monzogranitlerde Kuvars/Alkali Feldispat oranı ile gözeneklilik arasında tespit edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde istatistiksel olarak anlamlı bulunan ve yüksek korelasyon katsayısına sahip ilişkilerin çalışma açısından önemli olduğu ve ilgili parametrelerin dolaylı tahminlerinde kullanılabilir nitelikte olduğu öngörülmüştür.
Sel tehlikesi insanlarda korku, panik, endişe ve depresyona neden olabilmektedir. Ayrıca, insanlar sel nedeniyle sürekli kendilerinin, ailelerinin, arkadaşlarının ve maddi varlıklarının zarar göreceğinden ve sel afetinin yönetilemeyeceğinden kaygı duyabilir. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane il merkezinde yaşayan insanların sel risk algısını araştırmaktır. Kesitsel olarak tasarlanan bu çalışmada veriler 18 yaş ve üzeri bireylerden 2023 yılında Mayıs ve Haziran aylarında duygusal ve bilişsel olarak iki faktörden oluşan Sel Risk Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan toplam 404 katılımcının 207’si kadın ve 234’ü 18-30 yaş aralığındadır. Verileri analiz etmek için doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Sonuçlar katılımcıların en fazla selin büyük bir maddi tehlike oluşturduğunu ve selin büyük bir yıkıma neden olabileceğinden endişe duyduklarına işaret etmiştir. Kadınların duygusal ve bilişsel sel risk algısı erkeklerin duygusal ve bilişsel sel risk algılarından daha yüksektir. Sel durumunda kendilerini koruyamayacaklarını ve başkalarına yardım edemeyeceklerini düşünen katılımcıların her iki faktörde de risk algıları daha yüksektir. Yaşadıkları yerin sele karşı güvenli olmadığını belirten katılımcıların hem duygusal hem de bilişsel sel risk algıları en yüksektir. Gümüşhane’de insanların sel durumunda kendilerini koruyabilmeleri ve başkalarına yardım edebilmeleri için eğitimler düzenlenmelidir. Bu çalışmanın Türkçe literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı ve araştırma sonuçlarının sel risk algısı alanında çalışan yöneticilere ve bilim insanlarına fikir vereceği beklenmektedir.
Abstract Polydimethylsiloxane (PDMS) is widely used from biomedical to industrial applications due to its nontoxic, hydrophobic, and transparent characteristics. PDMS has good thermal and adhesion properties; however, its mechanical properties are comparatively weak. Therefore, PDMS is blended with various polymers to effectively improve its mechanical properties. In this study, polyurethane (PU)–polydimethylsiloxane (PDMS) blended coatings of different concentrations were applied on the AISI 316L stainless steel surface. Their effects on corrosion and tribocorrosion properties were investigated in Ringer’s solutions. The blended polymer coatings were characterized using Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR), X-ray diffraction (XRD), and X-ray photoelectron spectroscopy (XPS). The thermal properties of samples were examined by TGA and DSC. The surface images and cross-sectional were investigated using scanning electron microscopy (SEM). Tribocorrosion tests were carried out at open circuit potential (OCP). It was determined that hydrophobicity and thermal stability of polymer coating increased, while corrosion resistance slightly decreased with the increasing PDMS concentration in the polymer blended. The friction coefficient of blends decreased as the PU concentration increased. As a result, it was determined that the polymer-coated samples containing up to 50% PDMS prevented corrosive wear under the OCP wear test in Ringer’s solutions.
The aim of this study was to determine natural (226Ra, 232Ta and 40K) and artificial (radionuclides for soil and moss samples collected from the Gümüşhane province. Various soil and moss samples were collected from locations in Gümüşhane-Turkey. The total number of samples radionuclides, 137Cs activity concentration was measured in soil and moss moss samples. It was found that Cs activity concentration ranged from 7.63 to 39.44 Bq kg with for soil, and from 12.45 to 196.89 Bq kg for moss samples. Obtained values show that the mean radium equivalent activity (Raeq ) for soil and moss samples were 96 Bq.kg-1 and 157 Bq.kg-1, respectively. Raeqvalues of the measured samples are lower than the limit value of 370 Bq kg which is equivalent to a gamma dose of 1.5 mSv·y-1
The collection the charged particles produced by the incident radiation on a detector requires a time interval. If this time interval is not sufficiently short compared with the peaking time of the amplifier, a loss in the recovered signal amplitude occurs. Another major constraint on the throughput of modern x or gamma-ray spectrometers is the time required for the subsequent the pulse processing by the electronics. Two above-mentioned limitations are cause of counting losses resulting from the dead time and the pile-up. The pulse pile-up is a common problem in x and gamma ray radiation detection systems. The pulses pile-up in spectroscopic analysis can cause significant errors. Therefore, inhibition of these pulses is a vital step. A way to reduce errors due to the pulse pile-up is a pile-up inspection circuitry (PUR). Such a circuit rejects some of the pulse pile-up. Therefore, this circuit leads to counting losses. Determination of these counting losses is an important problem. In this work, a new method is suggested for the determination of the pulse pile-up reject.
Bu çalışmanın amacı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerine ait veriler ile bir arada yorumlanabilen bir sonuç ortaya çıkararak Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerinin performanslarının ölçülmesi ve ardından Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti satın almak isteyen bireylere karar verme konusunda öneri sunmaktır. Bu doğrultuda Türkiye Sigorta Birliği internet adresinde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketleri belirlenmiş ardından bu şirketlerin belirli kriterleri kullanılarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden gri ilişkisel analiz yöntemi ile performans analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda en yüksek performansa sahip sigorta şirketi Allianz Sigorta A.Ş. olmuştur. Sektördeki tüm sigorta şirketlerinden daha düşük performansa sahip olanları kendilerine rekabet avantajı sağlayacak pazarlama ve satış stratejilerini geliştirerek sigortalı sayısını ve toplam prim üretimini arttırabilir. Bu doğrultuda Tamamlayıcı Sağlık Sigortası teminat paketi genişletilerek daha geniş bir kesime hitap edeceği düşünülmektedir. Bununla birlikte sağlık sigorta şirketlerinin Tamamlayıcı Sağlık Sigortası teminat paketlerinin kapsamını genişletilerek talebi arttırabileceği önerilebilir. Ayrıca sağlık sigorta şirketlerinin yaptıkları risk değerlendirmesi sonucunda hesaplanan prim düzeylerinin Tamamlayıcı Sağlık Sigortasını teşvik edici seviyeye indirilmesi önerilebilir.
Taşkınlar ülkemizde son yıllarda değişen iklim şartları ile birlikte daha sık yaşanan doğal afetlerdir. Taşkınlara bağlı olarak birçok can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Bu çalışmada taşkınların çok yaşandığı Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer alan Trabzon’a bağlı Araklı ilçesinde 18 Haziran 2019 tarihinde meydana gelen taşkının coğrafi nedenleri incelenmiştir. Oluşan taşkın, Araklı ilçesine bağlı Çamlıktepe ve Yeşilyurt mahallelerinde 10 kişinin yaşamını yitirmesine, çok sayıda meskenin de yıkılmasına sebep olmuştur. Taşkının yaşandığı Karadere Çayı Havzası’nda yaşanması muhtemel taşkınların risk analizi yapılarak taşkına duyarlı alanlar belirlenmiştir. Çalışmada sahaya yönelik afet raporları, sayısal yükseklik, meteorolojik, akım ve jeolojik verilerden yararlanılmıştır. Çalışmada yöntem olarak Çok Kriterli Karar Verme yönteminin bir metodu olan Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmıştır. Taşkın duyarlılık analizi için mevcut yöntemlere farklı parametreler eklenerek oluşturulan üç ayrı teknik ile haritalar üretilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Karadere Çayı’nın bazı kıyı kesimleri, Haliloğlu ve Gülbekli derelerinin birleştiği yer ve Araklı şehir merkezi taşkına en duyarlı alanlar olarak tespit edilmiştir. Haliloğlu ve Gülbekli derelerinin birleştiği saha 18 Haziran 2019’da yaşanan taşkının ana merkezini oluşturmaktadır. Ayrıca sahada taşkınla birlikte yaşanan heyelan olayları da taşkının etki derecesini artırmış, çamur akıntısı oluşumuna neden olmuştur. Analiz sonuçları ve yaşananlar göstermektedir ki sahada bundan sonrada taşkın olasılığı yüksektir. Bu nedenle çalışmanın, yöneticiler ve karar vericiler tarafından muhtemel olumsuz sonuçların engellenmesi adına dikkate alınması beklenmektedir.
Abstract This work presents an analysis of the effect of BaO incorporation on the gamma-ray attenuation properties of systematically evaluated SiO₂-B₂O₃-SrO-ZrO₂ glass matrices. Radiation shielding parameters determined using XCOM and EGS4 calculation codes were compared. There was an increase in glass density from 5.84 g/cm 3 to 6.32 g/cm 3 when the BaO content rose from roughly 10% to 40%. Using sophisticated WinXCom and EGS-4 calculations, the mass attenuation values (µ/ρ) of BaO doped SiO₂-B₂O₃-SrO-ZrO₂ glass systems (abbreviated BaSiBSZ) were found. This study systematically and thoroughly evaluated the effect of BaO integration on the radiation shielding capabilities of the glass system over a wide range of gamma-ray photon energies, specifically between 59.5 keV and 1332 keV. Initially, HVL (half-value layer) and MFP (mean free path) values were derived from the calculated mass attenuation coefficients. The evaluation of several crucial shielding parameters, including RPE, Z eff , ΣR, and $$k_\gamma$$ <mml:math xmlns:mml="http://www.w3.org/1998/Math/MathML"> <mml:msub> <mml:mi>k</mml:mi> <mml:mi>γ</mml:mi> </mml:msub> </mml:math> , came next. The steady reduction of SrO oxide concentration and substitution of BaO in BaSiSBZ glass systems resulted in notable modifications in radiation protection properties. The BaSiBSZ glass systems showed a similar decrease in both HVL and MFP at a constant energy level as the BaO doping concentration was progressively raised. Concurrently, a notable enhancement was noted in RPE, Z eff , Σ R , and $$k_\gamma$$ <mml:math xmlns:mml="http://www.w3.org/1998/Math/MathML"> <mml:msub> <mml:mi>k</mml:mi> <mml:mi>γ</mml:mi> </mml:msub> </mml:math> coefficients. The results demonstrate that higher BaO concentrations greatly enhance the material's radiation-shielding capabilities, enhancing both photon and neutron attenuation and bolstering the overall performance of the glass system.
Carbon fiber reinforced plastic (CFRP) composite shell reflectors have been developed for space borne antennas due to their light weight, high thermal stability, and high surface accuracy. In order to reduce launch cost and structural mass, compactly folding and self-deployment of the reflector is preferred. In this paper, the full-scale offset reflector with a diameter of 6 m was designed by introducing reinforcements in the central region. After modal analysis was carried out for full-scale reflector model, the suitability of design was determined and 1/4-scaled version was manufactured. The experiments of the demonstrator were conducted for modal analysis, folding, dynamic deployment behavior and surface accuracy. As a result of study, new reflector model was successfully designed with low-mass, manufacturing ease, lower cost and has a monolithic structure, which two opposite edges of the reflector can be rolled toward the center of the reflector for packaging.
Bu çalışmanın amacı; Giresun-Samsun otoyol çevresindeki karayosunları kullanılarak Trafik kaynaklı ağır metal kirliliğini belirleyebilmektir. Karayosunları, ağır metalleri biriktirebilme yeteneğinden dolayı, ağır metal hava kirliliğinin belirlenmesinde oldukça uygun biyoindikatörlerdir. Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan Giresun-Samsun otoyolu çevresindeki karayosunlarının ağır metal analizleri InductivelyCoupledPlasma–MassSpectrometer (ICP-MS) cihazı kullanılarak belirlendi. Karayosunlarının kalitatif analizleri neticesinde Cr, Fe, Mn, V, Zn, Cu, Ni, Pb ve Co olduğu belirlendi. Şehir merkezlerinden toplanan karayosunlarındaki konsantrasyon değerleri sırasıyla 15.12, 6087.31, 301.12, 27.80, 74.20, 38.48, 56.69, 19.40 ve 9.10, mg/kg olarak belirlenirken, şehirler arasından toplanan karayosunlarının ağır metal konsantrasyonları ise 15.56, 4751.23, 247.93, 28.03, 83.71, 33.72, 48.38, 17.20 ve 6,97 kg/kg olarak belirlendi. Genelde karayosunlarında, Krom(Cr), Demir(Fe), Mangan(Mn), Vanadyum(V), Çinko(Zn), Bakır(Cu), Nikel(Ni), Kurşun(Pb) ve Kobalt(Co)’ınkonsantrasyonlarının 2006 ve 2017 yılları arasında azaldığı görüldü. Fakat bu azalmaya rağmen karayosunlarındaki ağır metal konsantrasyonları hala yüksektir.
Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane ilinde yaşayan ve özel sağlık sigortası bulunmayan bireylerin genel sağlık sigortası, özel sağlık sigortası ve sağlık hizmetleri ile ilgili görüşlerini ortaya koymak ve özel sağlık sigortasına neden gerek duymadıklarını belirlemeye çalışmaktır. Bu kapsamda Gümüşhane ilinde yaşayan ve özel sağlık sigortası bulunmayan bireylere bir anket uygulanmıştır. Uygulamaya ilişkin veriler t-testi, varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve faktör analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların demografik özellikleri ile genel sağlık sigortasına bakış açıları arasında herhangi bir anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Bireylerin özel sağlık sigortasına bakış açıları ile meslek, gelir düzeyi ve sağlık güvencesi değişkenleri arasında da anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların sağlık hizmetlerine yönelik bakış açıları ile cinsiyet, eğitim durumu, meslek, gelir düzeyi ve hanede yaşayan kişi sayısı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.